Saraydan sürgüne: Dürrüşehvar Sultan’ın Anıları
VakıfBank Kültür Yayınları, Lale Uçan’ın kaleme aldığı Dürrüşehvar Sultan’ın Anıları ile son Halife Abdülmecid Efendi’nin kızı Dürrüşehvar Sultan’ın sürgünle başlayan hayatını, hayal ve hakikat arasında yeniden okura sunuyor.
VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Lale Uçan’ın kaleme aldığı Dürrüşehvar Sultan’ın Anıları adlı kitabı okurlarla buluşturuyor. Yazar, son Halife Abdülmecid Efendi’nin çok sevdiği kızı Dürrüşehvar Sultan’ın sürgünle başlayan hayatının farklı dönemlerinde kaleme aldığı Doğan adlı metni yeniden yorumlayarak okura sunuyor.
VakıfBank Kültür Yayınları’nın edebiyat kitaplığı, Lale Uçan’ın kaleme aldığı Dürrüşehvar Sultan’ın Anıları ile genişlemeye devam ediyor. Son Halife Abdülmecid Efendi’nin çok sevdiği kızı Dürrüşehvar Sultan, 27 Ocak 1914’te soğuk bir kış gününde Bağlarbaşı Köşkü’nde dünyaya gelir. İri mavi gözleriyle güzelliği adeta ressamın fırçasından çıkmış bir tabloyu andıran, zarafetiyle dilden dile dolaşan Dürrüşehvar, babasının en kıymetli hazinesidir.
Hilafetin kaldırıldığına dair karar Abdülmecid Efendi’ye bildirildiğinde, Dolmabahçe Sarayı’ndaki olağanüstü hareketliliğe henüz on yaşlarındaki Dürrüşehvar da tanıklık eder. Yazar, sürgünle başlayan bu hayatın farklı dönemlerinde kaleme alınan Doğan adlı metni yeniden yorumlayarak okurla buluşturur. Okur, bu kitapta Dürrüşehvar’la tanışırken onun hakikatlerine tutunur; gerçek ile hayalin, hatıra ile hülyanın arasında incelikli bir yolculuğa çıkar.
Dürrüşehvar Sultan’ın Anıları
VBKY
Lale Uçan
Ocak, 2026
272 sayfa
Kitaptan:
“Dürrüşehvar, sürgün yolculuğundaki hâlet-i rûhiyesini izah ederken iki Dürrüşehvar’dan bahseder. Bir tarafta aklıyla hareket eden, ılımlı bir kişi; diğer tarafta ise duyguları aklının önüne geçmiş, ‘hassas, kırılgan ve ağlayan bir çocuk’ vardır. Bu eserini, ‘yılların sahih efsanelerini karıştırarak, hayalde hakikat, hakikatte ise hayal bularak’ satırlara döker.
Kendi ifadesiyle ‘tasvirlerinden müteşekkil’ ve yıllara yayılan bu eserde, okur olarak Dürrüşehvar’ın farklı dönemlerine tanıklık ederiz. Doğan isimli eseri yalnızca transkripsiyon alfabesiyle çevirmek, hem Dürrüşehvar’a hem de eserin ruhuna haksızlık olacaktı. Bu nedenle Bir Prensesin Anıları: Hayal ve Hakikat Arasında Dürrüşehvar Sultan adlı bu çalışmada öncelikli amacım, Dürrüşehvar’ın hakikatine tutunarak onun hayal âleminin koridorlarında bir gezintiye çıkmak ve Doğan adlı kitabı yakın okuma yoluyla yeniden yorumlamaya çalışmak oldu.
Başka bir ifadeyle, bu çalışma benim dışarıdan bir göz olarak Dürrüşehvar Sultan’ın hakikat ile hayal arasında kurduğu dünyayı anlatma çabamdır. Takdir edersiniz ki bu yaklaşım kolay değildir; ister istemez tutunacak bir dala ihtiyaç duyulur ve benim çıkış noktam da Dürrüşehvar’ın hakikati olmuştur.”